LOREE RODKIN

Loree Rodkin ile Istanbul’ da buluştuk, hayatını, kariyerini, tasarımlarını ve tutkularını konuştuk..

Meşhur taşlı kafatası yüzüğün tasarımcısı, gotik ve ‘rock chic’in en iyi karışımı,  modern-orta çağ mücevherlerin yaratıcısı Loree Rodkin ile çılgın hayatı, ünlü sevgilileri ve akıl almaz kariyeri üzerine biraz sohbet ettik. O gün bugündür hala o yüzükleri ve küpeleri düşünüyorum…

lr1

İstanbul’a ilk gelişiniz mi?
Hayır, 6 kere daha geldim. Burada yaşayan arkadaşlarım var, yazı onlarla birlikte evlerinde ve yatlarında geçiriyoruz.

Ama bu sefer burayı ziyaret etme sebebiniz iş. Sizce Türkiye’de satışlar nasıl olacak? Türk kadınlarının zevkleri nasıl?
Bu tarz mücevherleri yaratan ilk kişi olduğum için satışların iyi gideceğine eminim. Türk kadınları inanılmaz güzel giyiniyor ve harika zevkleri var. Aynı Londra gibi! Los Angeles’takiler ise sadece taşlı mı taşsız mı parmak arası terlik giyeceklerini düşünüyorlar. Bu yüzden dünyayı gezip alışveriş yapmayı çok seviyorum.

Tanıdığınız Türk tasarımcı var mı?
Sevan Bıçakçı ile yaklaşık 10 sene önce tanışmıştım. Değerli taşları şekillendiriyordu ve bu benim yapmadığım bir şeydi. Beni görünce çok heyecanlanmıştı ve “Aman Tanrım sen Loree Rodkin’sin! Senin yüzünden bu işe başladım, sen benim ilham kaynağımsın!” demişti. Ben o zamanlar Türkiye’den kimseyi tanımıyordum bile! Sevan çok yetenekli bir tasarımcı. Ailemin mücevhercilerinden biridir.

lr3

Aslında en baştan başlamak istiyorum. İnanılmaz bir hayat hikayeniz var! Kariyerinize iç mekan tasarımcısı olarak başladınız, yetenekli insanları keşfedip menajerlik yaptınız ve şimdi de mücevher tasarımcılığı yapıyorsunuz. Birbirinden bu kadar farklı mesleklerde başarılı olmanızın sırrı nedir?
Gerçeği mi istiyorsun? Tek sebebi ‘korku’ydu! Bir rock star ile çıkıyordum; kontrol delisi biri olduğu için bağımsız değildim ve kendi kiramı bile ödeyemiyordum. Çevremde bu tarz yaşamaktan başka hiçbir seçeneği olmadan kapana kısılmış kadınlara baktım, hiçbir şey yapmıyorlardı. Ben de kendime asla böyle biri olmayacağıma dair söz verdim. Bana hediye olarak bu korkuyu verdi ve kariyerim de tam bir tesadüf olarak başladı. Bir müzisyenle birlikteydim, evi bomboştu ve birlikte yaşayacağımız evi dekore etmek zorundaydım. En yakın arkadaşları Rod Stewart ve Alice Cooper’dı. Bu şekilde ‘rock dekoratörü’ oldum. Yani tamamen şans eseriydi. Ardından, müzisyen sevgilimden ayrıldım ve Rus bir balet ile çıkmaya başladım. Tam ayrıldığımız dönemde benden menajeri olmamı istedi. Bununla beraber menajerlik kariyerim başladı. Bu süre içerisinde The Breakfast Club’da oynayan aktör Judd Nelson ile çıkmaya başladım. O, Robert Downey JR’ı getirdi; başka biri Brad Pitt’i getirdi. Çok hoş çocuktu ama başlarda çok zor iş ayarlıyorduk. Ofisime her girdiğinde kendime onun bir müşteri olduğunu hatırlatmak zorunda kalıyordum.

lr6

Peki mücevher tasarımcılığına nasıl geçtiniz?
Robert Downey JR’ın kafası güzelken akşamları onu kurtarmam gerekiyordu, kötü şeyler yaptığı zaman kolluyordum. Uyuşturucu kullanmadım, alkol içmedim hatta kahve bile içmiyordum. Dolayısıyla kendimi oyalamam lazımdı. Bende kendime rock chick tarzda takılar yapmaya başladım. O zamanlarda piyasada havalı hiçbir şey yoktu. Piyasadaki tek mücevherciler Von Cleef, Cartier ve Tiffany idi. Hepsi büyükler içindi ve ben öyle biri değildim, daha uçuk bir şeyler istedim. Bu sırada da değerli taşlarla kaplı kafatası şeklindeki yüzük ortaya çıktı (1978). Kariyerim bu şekilde başladı. Zamanının en fazla kopyası üretilen mücevheri oldu. Aslında sadece kendim için tasarlıyordum.

Bir gün biri aradı, Elizabeth Taylor için küpe tasarlamamı istedi ve ben de hazırladım. Küpeleri çok beğendi ve daha sonra ilişkimiz üzerimizde pijamalar varken görüşerek devam etti. “Tatlım, ben Elizabeth, bu sabah canım alışveriş yapmak istiyor.” diyerek arardı ve üzerimizde pijamalarla, salona değerli taşları yayıp bakardık. Elizabeth Taylor’ın pijamalarla salonumda yerde oturması çok olağan bir şeye dönüşmüştü.

Stilinize gelirsek; rock chick, uçuk, karanlık…

Tasarımlarım; modern ve orta çağ karışımı. Antika mücevherler. Parlak ve mükemmel taşlarla oynamak hiçbir zaman istemedim. Mücevherlerimin, sizin bulduğunuz bir hazine gibi olmasını istedim. Gotik sanat parçaları ve mimarileri üzerine parçalar topluyorum. Mücevher firmamı başlatan da aslında bu oldu. Orta çağ romantizmini, Romeo-Juliet tarzını seven bir kızım ben.

lr2

İlk başladığınız zamanlarda değerli taşlar kullanmıyordunuz, daha sonra başladınız. Bu geçiş nasıl oldu? Bunun için bir eğitim vb. aldınız mı?
12 yaşından bu yana takı tasarlıyorum.  Annem bana her doğum günümde bir mücevher verirdi ve ben her seferinde bunların havalı olmadığını ve asla takmayacağımı söylerdim. O da bir gün “Bana bak şımarık velet, o zaman kendin yap.” dedi ve ben de “Tamam.” dedim. O günden sonra her doğum günümde aile yadigârı mücevherlerden birini seçip taşlar topladım ve kendi takılarımı yaptım. İnci ve ametist kullanarak başladım. Rod (Stewart)’un evinin dekorasyonu için Cartier’den parçalar topluyorduk. Bir gün yine araştırma yaparken antik bir yüzük bulduk ve Rod onu bana verdi. Yüzük biraz zarar görmüştü, Cartier’e götürüp tamir etmelerini istedim. O kadar da önemli bir parça olmadığını söylediler ve bunun için kendi içlerindeki vintage parçaların tamirini yapan bölüme yönlendirdiler beni. Benim de favorim olan eski Avrupa kesimleriyle ilgileniyorlardı. 75 yaş civarlarında çok tatlı bir çift çalışıyordu; eski parçaları değiştirerek modernize ediyorlar ve taşlar kullanılabilecekse ayırıp şekillendiriyorlardı. Kendi yüzüğüme böyle bir şey yapmalarına tabii ki izin vermedim! Onlar da mücevher yapmayı öğrenmek istiyorsam her gün işten sonra oraya gelip onlarla oturup çalışmamı söylediler. Ben de her gün 16.00’da dekorasyon işini bitirip 3 saat onlarla oturdum, bana taşları ve nasıl şekillendireceğimi gösterdiler. Yani bu işin eğitimine 22 yaşında antika mücevherlerle başladım.

Meşhur mücevherli kafatası bu şekilde mi çıktı?
Kariyer yapmak için yaptığım bir şey değildi, kendim için yapıyordum. Taşlı kafatası yüzüğü de kendim için yapmıştım. Bir gün onu taktım ve ikonik moda firması Maxfield’dan biri gördü. Bana yüzüğümü kimin yaptığını sordu. Çok utandığım için “Bir arkadaşım.” dedim. “Bana arkadaşının numarasını ver, bunu  satmak istiyorum” deyince artık doğruyu söylemek zorunda kaldım. Tabii ki bana inanmadı ve “O zaman bunu kanıtla ve bana bundan daha fazla yap getir.” dedi. Mutfak lavabomun içinde yapıyordum çünkü kimse vintage ruhu taşıyan mücevher yapmıyordu. Araba boyası soyucuları, zımpara ve kimyasallarla takı yapıyordum. Karartılmış, çiziklerle dolu, pürüzsüz olmayan parçalar yaptım. O zamanlarda kimse bu ruhu taşıyan parçalar yapmıyordu, herkes parlak ve büyüklerin oynayabileceği işler yapıyordu. Tamamen deneyseldi.

İlk müşterileriniz kimlerdi?
Elizabet Taylor, Barbara Straisend, Madonna…

Steven Tyler bir konserinde parmağıma taktığım bir yüzüğümü görünce beni yanına çağırdı. Yüzüğü parmağımdan emerek çıkardı ve “Artık bana satmak zorundasın.” dedi. Televizyonda çıktığı ödül törenlerinden birinde “Loree Rodkin mücevherleri takana kadar bu kadar havalı değildim.” dedi. Başka bir zaman da Madonna “Doğum günüm için istediğim tek şey Loree Rodkin mücevherleri.” demişti.

lr5

Müşterilerinizin hepsi çok tanınmış, güçlü ve başarılı isimler. Bu durum tasarımlarınızı veya stilinizi etkiliyor mu? Normalde asla tasarlamayacağınız şeyleri onlar için yapıyor musunuz?
Bazı mağazalar için biraz daha ölçülü şeyler, aslında bizim pek kullanmayacağımız tasarımlar hazırlıyorum. Yüksek profilli müşterilerim için ise her zaman daha büyük ve daha parlak hale getiriyoruz. Benim ilhamım kendi zevkim olduğu için istediğim gibi hayal kurmama izin veriyorlar. Mesela kişiye özel nişan yüzükleri tasarlarken de müşterilerim biraz daha klasik bir şeyler olmasını istiyorlar. Bu benim için çok daha zor! Steven bir keresinde ona öyle bir şey hazırlamamı istedi ki altına hiçbir şey giymeyecekmiş.

2015 trendleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Eğer bir şey sizi çok heyecanlandırıyorsa her zaman sizin stilinizin bir parçası olacaktır. Coco Chanel’in “Takılar, ruhunuzun anahtarıdır.”  diye bir lafı var. Aksesuarlarınızı nasıl görüyorsanız kendinizi de aynı şekilde görüyorsunuzdur. Üstünüzde eğer sadece bir takı varsa, sizinle aynı odada olan biri gibi, sizin adınıza o konuşur. Mücevherlerde de aynısı geçerli. Her parmağa takılan ince yüzükler şu anda çok popüler. Ben de daha zarif takılar yapıyorum çünkü şu anda her şey daha feminen. Ama yine de herkes hala en çok benim eklemli yüzük tasarımlarımı beğeniyor. Çünkü onlar benzersizler.

lr4

lr8

Loree Rodkin tasarımlarını Teşvikiye’deki Jewellery 34’te görebilirsiniz.

WHILE YOU'RE AWAY

BOSS

Style

Girl Boss ...
Read More >

CK MINUTE

Uncategorized Los Angeles

Hayatta sahip olduğun en değerli şey nedir? ...
Read More >

CAPRI ADASI

Uncategorized

Capri'ye Hoşgeldik! ...
Read More >